|
Ülkemizin
üretim potansiyeli ve buna bağlı büyüme hızı arttıkça, iç
tüketimin fazlalaşması yanında, ihracatın da hızlanmasına,
bu gelişmeler ise, temel girdi ithalatın da büyük artışlara
sebep olmaktadır. Bu çarkın işleyebilmesi için de ödeme aracı
olan yabancı paraların, ticaret gerçekleştiren ülkeler arasında
para transferi sorununu ortaya çıkarmış, bunun sonucu olarak
ülkeler kambiyo sistemlerini kurmaya başlamışlardır.
Ülkemizde, 1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresi'nde
ilk kambiyo kontrol fikri konuşulmaya başlanmış ise de, 1929
yılında 1447 sayılı Menkul Kıymetler ve Kambiyo Borsaları
Kanunu çıkartılmıştır. 1930 yılında o zamanın ekonomik şartlarına
göre bu gün yürürlükte olan Türk Parasının Kıymetini Koruma
Hakkında Kanunun temelini oluşturan 1567 sayılı kanun çıkartılmıştır.
1937 yılında 12 sayılı takas işlemlerini düzenleyen karar
1947 yılına kadar yürürlükte kalmış, 1955 yılında ihracata
ilişkin hükümler ile ülkeye döviz getirme yükümlülüklerini
esasa bağlayan ve ülkedeki tüm dövizleri Maliye Bakanlığı'nın
emrine veren 14 sayılı karar çıkartılmıştır.
1962 yılında dış ticarette ödeme sistemi esas alınarak
hazırlanan ve 1983 yılına kadar yürürlükte kalan 17 sayılı
karar çıkartılarak uygulanmaya başlanmıştır.
1970'li yıllarda Bretton Woods sisteminin çökmesi sonucu,
sabit kur sisteminden vazgeçen ülkeler 1973 yılından itibaren
kademeli olarak paralarının değerini dalgalanmaya bırakmışlardır.
Ülkemizde ise dünyadaki bu değişime paralel olarak 1983 yılında
28 sayılı karar, 1984 yılında 30 sayılı karar, 1989 yılında
32 sayılı kararla son şeklini bulan, dalgalı kur sistemi benimsenmiştir.
Bunun sonucu, döviz tasarrufu devletin tekelinden çıkartılmış,
gerçek ve tüzel kişilerin tasarrufuna imkan tanımıştır.
Kambiyo rejiminin serbestleştirilmesi sonucu ülkemizde
ulusal para otoritesi ekonomik yapımıza uygun olarak paramızın
dalgalanmasını sağlayacak kurumsal düzenlemeler yapmış, T.C.
Merkez Bankası yayımladığı genelgeler ile FX piyasasında oranların
belirlenmesini düzenlemiştir. Nisan 1990'da Türkiye, IMF'ye
IMF anlaşma yer alan VIII.Maddenin 2, 3 ve 4 fıkralarındaki
yükümlülükleri yerine getirmeyi kabul etmiştir. Buna göre
Türkiye " IMF' nin onayı olmaksızın cari uluslar arası
işlemlerdeki ödemelere sınırlamalar getirmekten, ayrımcı döviz
kuru veya çoklu kur uygulamalarından kaçınacaktır". Türkiye
kendi ulusal parasının konvertibilitesini sağlama yükümlülüğünü
de üzerine almıştır.
Ülkedeki faiz ve kur politikası, her şey tam yoluna girdi
derken 2000 yılının kasım ayında, para programındaki aksaklık
ile ilk olumsuz sinyallerini vermiş, nihayi patlama maalesef
2001 şubat ayında gerçek yüzünü gösterince, eski sistemden
vazgeçilerek yeni sisteme, bir başka deyişle dalgalı kur sistemine
geçilmesi süreci başlatılmış ve yeni ekonomik programın hazırlanması
kaçınılmaz olmuştur.
A - DÖVİZ PİYASALARINDAKİ İŞLEM YAPABİLEN
MALİ ARACI KURULUŞLARI VE DÖVİZ EFEKTİF PİYASALARI
Döviz Piyasalarının Mali Aracı Kuruluşları
Ülkemizde öteden beri bir çok kişi ve kuruluş, başka deyişle
temel kaynağı İstanbul Kapalı çarşı da legal ve illegal yollarla
yıllarca döviz alım ve satımı ve bu işlere aracılık eden kişi
ve kuruluşlar her zaman bu ticaretin içinde yer almışlardır.
Yeniden yapılanma süreci içinde 1980'li yıllarda itibaren
Türk Parası Kıymetini koruma hakkındaki kararlar çerçevesinde
gerçek yapılandırma şeklini almış;
Bankalar,
Özel Finans Kurumları,
Yetkili Müesseseler,
Yetkili Müessese ve Altın Borsası üye kuruluşlar,
Altın Borsası Aracı Kuruluşları,
Bu çalışma içinde ana konu yetkili
müesseseler olduğundan, bankalar ve özel finans kurumları
ile ilgili bölümlere değinilmemiştir.
ÇALIŞMANIN TÜMÜNÜ OKUMAK
İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYINIZ.
|